|
|
12月10日 Bir hayal kurduk içinde umut içinde haster Bir hayal kuruk içinde isyan içinde inanç
Haydi KARTALIM sen orda sarmaş dolaş zaferini kutlarken biz burda göz yaşlarına boğulalım...
Bir hayal kurduk içinde sevgi var içinde aşk Bir hayal kurduk içinde sevinç var içinde ruh
Haydi KARTALIM sen orda Kanatlarını açmış uçuyorken biz burda caşalım...
Tüm yüreğimiz ve herzaman olduğu gibi RUHUMUZLA sizinleyiz....
BİR HAYAL KURDUK ...
AKIN VAR AKIN, VAR GÜNEŞE AKIN GÜNEŞİ ZAPT EDECEĞİZ ,GÜNEŞİN ZAPTI YAKIN...
Bir kartalın yumruğunu sıktığında güneşi zapt edercesine avucunun içine alışı gibi Yanan bu meşelenin alevini yararak yükselen yumruğumuz sana olan inancımızı ve bağlılığımızı simgelemektedir BEŞİKTAŞ....
BU SEVDA BİZİMMM.........................................
ÇarŞi Nereye ??? Hangİ ÇarŞi ??? Sıradan bir insan için, ÇARŞI denince akla ilk gelen, bir bölgenin, bir ilin yada bir ilçenin alışveriş yapılan yeri olarak algılanır. Oysa o bölge, il ya da ilçede ÇARŞI denince aklına BEŞİKTAŞ ÇARŞI’ mı sorusunu soran mutlaka birileri çıkar. Çoğu aklı başında insan sempatiyle bakar ÇARŞI’ya, kendisinin ifade edemediği toplumsal yaralara parmak basması hoşuna gider çünkü. Bir bakarsınız, KUTSAL değerlere sahip çıkar. Bir bakarsınız, ULUSAL değerlere sahip çıkar. Bir bakarsınız, EMEĞE sahip çıkar. Birde bakarsınız insana, insani değerlere ve dünya ya sahip çıkar. Bu nedenledir ki fb lisi gs lisi yada diğerleri ayrım yapmadan kendilerinden bir şeyler bulur. ÇARŞI felsefesi bir kağıda dökülemez ya da kanunla belirtilemez, oldukça heterojen, etki-tepki günün şartlarına uygun olarak gelişir. Özünde ise tüm ezilenlerle mazlumlarla birliktedir. Henüz kimliğini, kişiliğini ve insanlığını yitirmemiş insan iken bu değerleri ortaklaştıran ve dile getirerek gündemi işgal eden bu unsurlar tabii ki birilerini rahatsız etmektedir. Biliyorlar; Egemenler için “kontrollü muhalif olmak” diye bir deyim vardır. Birde kontrolsüz muhalif vardır işte ÇARŞI bu kontrolsüzler içine girmektedir. Sorunda burada başlamakta “egemenler” tarafından insanların içindeki bu dayanışma ruhunu imha edebilmek tüm kontrol dışı yasal yada gayrı yasal ilişkilerin bitirilmesi gerekmektedir. Devletler bunun için vardır, kanunlarda… Tröslerde, tekellerde ve bunların uygulanması için hizmet veren işbirlikçilerde… Amaç insanları yalnızlaştırarak güçsüz olduğuna inandırmak… Bu devirde; Mabetteki 40.000 deli dünyayı mı değiştirecek ? Bazıları için evet, bazıları için de bu kendiliğindenci ve disiplinsiz topluluk için hayırdır. Muhalif olmak, aslında insanlara alternatifleri sunduğu için egemenlerin düşmanı olmak için yetmektedir...Karşılıksız; BEŞİKTAŞ sevgisi… İnsan sevgisi… Doğa sevgisi… Ve nihayetinde onurlu yaşam biçimi tercihidir… Bu nedenledir ki ÇARŞI’yı dört bir koldan imha etme çalışması yoğunluk kazanmıştır. Kontrol edilemeyen bir gönül birlikteliği ve dayanışma ruhu, işte birileri bundan rahatsızlık duyduğu için çok eski (bizde yeni) bir yöntemi hayata geçirmeye çalışmaktadır. Böl, parçala, yönet…Amaç, ÇARŞI’yı kontrollü muhalefet yapmak… Aramızda daha evvel de aynı fikirde olmadığımız insanlar vardı ve hala var. Bu birilerinin ekmeğine yağ sürmemeli ve içimizden birileri bunun için gayret sarf etmemelidir… Ben, sol dünya görüşüne sahip bir insanım, Mostra Kemal ise sağ görüşlü; gelin görün benim başıma bir iş gelse ya da Mostra Kemal’in başına bir hal gelse, iki elimiz kanda olsa bile yapmayacağımız şey yoktur… Kimi dostlarımızı kırdığımız zamanlar olmuştur, kimi dostlardan da ayrı düştüğümüz zamanlar… Peki biz Dostluk deyince ne anlamalıyız... Bence Birliktelik… Amaçlar için kullanılan, ÇARŞI’yı araç yapmak isteyenlere hayır… YENİDEN HEP BİRLİKTE NİCE SEVGİ DOLU DOSTLARLA BİRLİKTE BEŞİKTAŞ İÇİN İLERİ… BAYRAĞIMIZ, BEŞİKTAŞ ŞİARIMIZ, BEŞİKTAŞ YÜREĞİMİZ, BEŞİKTAŞ BİZ, BEŞİKTAŞIZ BEŞİKTAŞ, BİZİZ ÇARŞI
 11月28日 Bu sevdayı biz çekeriz Bir çeker bin biliriz Beyaz ile yanyana biliriz Kara sevdamız böyledir Kartal pençesi gibi savururuz Bazen seviniriz bazen üzülürüz Bizim sevdamız böyledir Uykusuz kalmayan bilemez her yenilgi sonrası Beşiktaşk ile doğmayan yüreği dolmayan bilemez Kara sevdamız böyledir Beşiktaş'ımızın sevdası böyle olur Yarasıda sevincide derin olur Sancısı herzaman olur Aşkımızı tadarken yaman oluruz Kara sevdamız böyledir Karanlığın içinde gözlerimizde hep bir umut ışığı Yüreğimizde de sevda aşk keder vardır kara sevdamız böyledir Sevda şarkıları söyleriz 7/24 365 gün 6 saat hatta her 4 yilda 1 gün fazladan aşığım Hem ağlatırsın hemde sevindirirsin Kara sevdamız böyledir Biz biliriz cefanı hiç kimse görmez vefasını Karadır sevdamız böyledir bizim sevdamız.. Ağlatmak istersin güldürürsün güldürmek istersin ağlatırsın Yüreğimiz senle bağlanır senle dağlanır Yoktur bu sevdanın dönüşü yoktur bu sevdanın sönüşü Bitmek bilmeyem bir siyah beyaz türküsü Dünya yalan günler kısa çekilirsin dertin tasan ile Başımız diktir eğilmez aşkımıza olan duruşumuz hiç değişmez Karadır sevdamız böyledir bizim sevdamız.. 7/24 365 gün 6 saat hatta her 4 yilda 1 gün fazladan aşığım
11月17日
sen, ben yok biz hepimiz varız. kargaşasız, sinanlarsız ve belkide başlangıçta parasız, biz varız. bütün gücünü yapılan ve yapılacak saldırılara siper eden, HALKIN içinden evet taaa derinden biz varız.
dört nala gelir uzak asyadan akdenize bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.
profosyonel klüp yöneticiliğinin bittiği yerde, BEŞİKTAŞ'ımız için biz varız. sponsorların BEŞİKTAŞ'ımızın ruhunu satın almaya çalıştığı dönemde biz varız.
hava kurşun gibi ağır, hava toprak gibi gebe, bağır bağır bağırıyorum, koşun, kurşun eritmeye çağırıryorum.
alternatif projelerimizle ve tüm gücümüzle BİZ varız.
Yumurtakafa Yılmaz abi'mizden alıntıdır...

10月31日
BJK-LİVERPOOL CHEVESA KOPTUĞUMUZ AN
THE KOP'un çarşıyı ayakta alkışladığı an
Maç öncesi üçlü...
Dev türk bayrağının ilk açılış anı
Santrayla omuz omuza
ÇARŞI 9月20日 Çarşı Belgeseli 2007 [ Bölüm 1 ]
Çarşı Belgeseli 2007 [ Bölüm 2 ]
Çarşı Belgeseli 2007 [ Bölüm 3 ]
Çarşı Belgeseli [Bölüm 5 ]
Çarşı Belgeseli 2007 [Bölüm 6 ]
Çarşı Belgeseli 2007[Bölüm 7 ]
Çarşı Belgeseli 2007[Bölüm 8 ]
9月16日 Çarşı’nın kuruluşunun 25. yılı kapsamında, hazırlıkları Temmuz ayından bu yana süren “Asi Ruh” bir belgesel film projesinin çekimleri tüm hızıyla sürmektedir. Yönetmenliğini Hakan Alak’ın yaptığı Pancard Film’in prodüksiyonuyla gerçekleşen filmin çekimleri Ağustos 2007’ye dek sürecektir.
Asi Ruh’un yapımı kapsamında geniş bir arşiv çalışması yürütülmektedir..
ASİ RUH-1
ASİ RUH-2
9月12日
VADİ TEAM DUYURUR YÜCE TÜRK MİLLETİNE
KONU: Kanun Maddesinde İyileştirme
Kanun Maddesi : 1903 Sayılı “Dünya Holiganizm Yasası” “Beşiktaşlı Olunmaz Beşiktaşlı Doğulur”
|
Kanun No. 1903
|
|
Kabul Tarihi : 15.01.2006 |
1903 Sayılı yasada belirli iyileştirme ve düzenleme çalışmaları gerekli görülmüş olup yasa tekrar ÇARŞI tarafından kamuoyuna son bir çağrı olarak sunulmuştur.
Türkiye’de Avrupa’da ve dünyada geniş Yankı uyandıran , herkesin ah keşke ben de ÇARŞI lı olabilsem diye yanıp kavrulduğu bir dönemde gerekli hassasiyetler göz önünde tutularak,düzenlemeler ve iyileştirilmeler yapılmış; her fani hata yapar , insan beşer şaşar. Mantığından hareketle kısmi bir af gündeme gelmiştir.
1903 Kanunundan yararlanabilmek için daha önce bilindiği gibi Sadece ama sadece Beşiktaşlı Doğulur ilkesi var idi. Yalnız son zamanlarda gelişen dünya içerisinde bu kanun biraz post modern bulunmuş , sonradan gerçeği görüp tövbe edip Beşiktaş la yaşamak isteyen insanların sayısının çığ gibi büyümesi karşısında elbette ÇARŞI da üzerine düşen görevi hassasiyetle yerine getirmiştir.
Yasadan yararlanmak isteyen insanlar Genel ve Hususi şartlarda istenilen özellikleri eksiksiz olarak taşımak mecburiyetindedir.
GENEL ŞARTLAR
-
T.C VE K.K.T.C Vatandaşı olmak
-
Vukuatli nüfus cüzdanı örneği
-
ikametgah ilmuhaberi ( muhtar onaylı)
-
Kimlik ve Vergi Numarası
-
1 yaşından büyük olmak
-
3 adet Beşiktaş Formalı vesikalık Fotoğraf
HUSUSİ ŞARTLAR
-
İnönü Stadına giderek 1903 defa tavaf yapıp Kartal olmak
-
Kadıköy’ de 1903 defa şeytan taşlamak
-
Beşiktaş hamamında 1903 tas su dökünmek
-
1903 defa Kartal diyerek tesbih sallamak
-
1903 Tane Beşiktaş Marşını Ezbere bilmek
-
Tüm Başkanlarına kayıtsız şartsız saygı göstermek
-
Tek Büyük var O da BEŞİKTAŞ sözünü babul etmek
-
Pascal Nouma’nın Tombala çekerken verdiği fotoğrafın noterden onaylı 3 adet fotokopisi
-
En az birer fenerli ve gs li döverek 2 şer Beşiktaşlı şahit göstermek
-
Çok iyi bıçak, döner, sallama, satır,kılıç, mümkünse silah kullanabildiğini belgeleyen ÇARŞI’ dan alınmış sertifika
-
Sergen YALÇIN heykelinin önünde 1903 saniye saygı duruşunda bulunmak
-
Yeşil Sahaların Hükümdarının Sergen Yalçın olduğuna kayıtsız şartsız kabul etmek.
-
Barışmaz düşmanının EZİKBAHÇE VE ŞAİBE SARAY olduğunun bilincinde olmak
-
Kadıköy deki Gelenekselleşen Bekaret Gecelerinden en az birine şahit olup, bekaret bayrağının (1903X1903 cm Ebatında) renkli fotokopisini evinde bulundurmak.
-
Bir Kartal Bütün Dünyaya bedeldir sözünü benimsemiş olmak.
-
Ekinler Dize kadar halk türküsünü 4 değişik makamda ezbere söylemek
-
Fener zenci sever sözünde adı geçen ( FERDİNAND,MADİDA,AMOKACHİ,NOUMA,CAREW,KLEBERSON) futbolcuları ezbere söyleyebilmek
-
En az 5 Beşiktaşlı kefil göstermek.
Bütün bu kolaylıklar sizlerin de BEŞİKTAŞ lı olmak şerefine nail olmanız ve ÇARŞI gurubuna katılmanız için titizlikle hazırlanmıştır.
NOT : Bu iyileştirilmiş yasadan ; dönmeler,motorlar,genel evi kadınları,pepeler,puştlar,krolar,kopyacılar,şikeciler uyuşturucu satıcıları,korkaklar,şampiyonlukların sayısı kadar büyük olduklarını sananlar,Edirne’den ötede rezil olanlar,şampiyonlar liginde sıfır çekip göt olanlar,bir maçta 6 yabancı oynatıp hükmen 3-0 yenilenler, Alfabemizin 29 harfini kullanamayanlar Azize gibi,Ali Şen gibi, Kalecisiz bir takımı kendi evinde yenemeyenler,teknik drektörü Kokainman olanlar,futbolcusunun burnunu kıranlar,vb… kısacası Ezikbahçeliler ve Şabiesaraylılar bu yasadan NAH yararlanırlar…!!
İLK VE TEK NAĞMALÜP ŞAMPİYON
|
|
İLKLER
· Ulu önder Atatürk'ün ilk ilgilendiği ve ziyaret ettiği Kulüp (1914).
· İlk kurulan Spor Kulubü (1903)
· ilk tescil edilen Spor Kulübü (1910).
· İlk spor tesisi ve lokali kuran Kulüp (Akaretler-1909).
· İlk resmi İstanbul Ligi şampiyonu (1924).
· İlk eskirim şampiyonu Kulüp.
· İlk atletizm şampiyonu Kulüp.
· İlk güreş şampiyonu takım.
· İlk voleybol şampiyonu takım.
· İlk Başbakanlık Kupası.
· İlk Federasyon Kupası.
· 20 takım arasında yapılan ilk Türkiye Ligi'nde şampiyonu.
· Olimpiyatlara ilk defa bayan sporcu yollayan Kulüp (1936-Berlin).
· Ülkemizde ilk defa sahnede spor gösterisi ve jimnastik hareketi düzenleyen Kulüp (1910 / Kadıköy Apollon Sineması).
· İlk sualtı sporları yapan Kulüp.
· İlk kıtalar arası seyahat yapan Kulüp (USA).
· İlk boks şubesi kuran antrenörler yetiştiren Kulüp.
· Türkiye'de dekatlon yarışları yapan ilk Kulüp.
· İstanbul'da ilk defa uluslararası güreş turnuvası yöneten Kulüp (1910-1911).
· İlk maraton müsabakasını kazanan sporcu "Maratoncu İbrahim".
· İlk "Atış Poligonunu" kuran Kulüp.
· Türkiye’de Engelli Şubesi olan ilk ve tek Spor Kulübü.
· Dünya’da ve Türkiye’de çocuk dergisi çıkartan ilk ve tek Spor Kulübü.
· Türkiye’de turizm şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.
· Türkiye’de sigorta şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.
BAŞARILARIMIZ
· En fazla resmi İstanbul Ligi Şampiyonu (15 Kez).
· Üst üste beş yıl İstanbul Şampiyonu olan tek Kulüp (1939-1943).
· İstanbul Ligleri’nde en fazla gol atan takım (1 Sezonda 90 Gol, 8 Yılda 599 Gol)
· Resmi Lig’de 18 maçta 18 galibiyet alan tek takım.
· Resmi Ligler’de en fazla "namağlup şampiyon" olan takım (7 Kez).
· Türkiye Ligi’nde "Namağlup Şampiyon" olan tek takım.
· Türk Milli Takımı'nı temsil hakkı verilen tek takım.
· Ambleminde AY-YILDIZ olan tek Kulüp.
· En fazla Centilmenlik Kupası alan takım (19 Kez).
· Genç Takımlar Futbol Ligi'nde en çok İstanbul ve Türkiye Şampiyonu olan Kulüp (30 Kez).
· Eskrimde Balkan şampiyonu olan Kulüp.
· "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" fikrini ortaya atıp uygulamasını ve kanunlaşmasını sağlayan Kulüp.
· Grekoromen güreşi, öncelikle kulüplere, daha sonra da Türkiye'ye yayan Kulüp.
· Atletizm, eskrim, boks, basketbol, güreş ve futbolda Türkiye şampiyonlukları olan Kulüp.
· Sırıkla atlamayı Türkiye'ye getiren Kulüp (Ressam Namik İsmail).
· Okullarda "Beden Terbiyesi" dersleri veren Kulüp.
· Türkiye'nin en zengin tesislerine sahip Kulübü.
· Türkiye'de her branşta "Spor Okulları" açan tek Kulüp.
· Alt yapısından en çok yıldız yetiştiren Kulüp.
· Üst üste 56 maç yenilmeyen tek kulüp "Yenilmez Armada".
· Üst üste en fazla arka arkaya galip gelen takım (18 Kez).
· İki senede sadece 1 yenilgi alan tek takım.
· Resmi bir maçta 10 gol atan tek takım; 1989-90 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor: 10-0 Ali Gültekin (4), Metin Tekin (3) ve Feyyaz Uçar (3).
· Evinde 10 sene hiçbir Anadolu takımına yenilmeyen tek takım.
· Lig tarihinde en uzun süre yenilmeyen ekip (48 maç) Beşiktaş, 1990-91 sezonunun 26. haftasında Gençlerbirliği'ne 2-0 yenildikten sonra, 1991-92 sezonunu yenilgisiz kapattı. Besiktaş tam 48 hafta sonra, 1992-93 sezonunun 13. haftasında Galatasaray'a 3-1 yenildi
· Birinci futbol liginde üst üste en çok maç kazanma rekoru (1959-60 sezonu üst üste 13 maç).
· Türkiye'de bütün kuruluşlar ISO 9001: 1994'e göre belgeli olmasına rağmen, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ISO 9001: 2000 revizyonuna göre belgelendirilmiş ilk kuruluş. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, sportif branşlar yönetimi ve spor tesisleri işletimi, marka ve amblemli ürün pazarlama ve satışı, basın, halk, üye ve taraftar iletişimi ile üyelik hizmetleri alanlarında ISO 9001: 2000 versiyonuyla Türkiye'de belgelendirilmiş ilk ve tek spor kulübü.
BJK FUTBOL ŞEREF TABLOSU
OSMANLI DEVRİ
1919-1920 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP. 1920-1921 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP. 1921-1922 İST."PAZAR LİGİ" ŞAMPİYONU
CUMHURIYET DEVRİ
1923-1924 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1933-1934 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1934 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU 1934-1935 İSTANBUL SİD ŞAMPİYONU 1937-1938 TEYYARE KUPASI ŞAMPİYONU 1938-1939 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1939-1940 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1940-1941 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1940-1941 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.) 1941-1942 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1942-1943 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1943 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU 1943 İZMİR FUAR KUPASI ŞAMPİYONU 1943-1944 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.) 1944 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU 1944-1945 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1945 İSTANBUL KUPASI ŞAMPİYONU 1945-1946 İST.LİGİ ŞAMPİYONU (8 Yılda 7 kez.) 1946-1947 MİLLİ KÜME (Türkiye Ligi Şamp.) 1947 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU 1949-1950 İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1950-1951 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU (ilk) 1951 TÜRKİYE FUTBOL ŞAMPİYONU 1951-1952 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU 1952-1953 İST.PROF.LİGİ ŞAMPİYONU 1956-1957 TÜRKIYE LİGİ (Fed.Kupası) ŞAMPİYONU 1957-1958 TÜRKİYE LİGİ (Fed.Kupası) ŞAMPİYONU 1959-1960 TÜRKIYE LİGİ ŞAMPİYONU
(Mahalli ligler dikkate alınmadan doğrudan doğruya)
1965-1966 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU 1965 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1965-1966 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1966 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1966-1967 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1967 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 1968 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU 1969-1970 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU 1971-1972 SPOR TOTO KUPASI ŞAMPİYONU 1971 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1972 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1974 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1974 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU 1974 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 1974-1975 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU 1977 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU 1981-1982 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1984 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1984-1985 AMATÖR İST.LİGİ ŞAMPİYONU 1985 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU 1985 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1985-1986 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1986 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 1988 TÜRKİYE AMATÖR FUTBOL ŞAMPİYONU 1988 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU 1988 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1988-1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupası) 1989 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupasi) 1989 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 1989-1990 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1989-1990 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1990 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU (Fed.Kupası) 1990-1991 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1990-1991 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1991-1992 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU (ilk namağlup) 1991-1992 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 1993 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1993-1994 TÜRKIYE KUPASI ŞAMPİYONU 1994 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 1994-1995 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONU 1996 TSYD KUPASI ŞAMPİYONU 1997 BAŞBAKANLIK KUPASI ŞAMPİYONU 1998 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONU 1998 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI ŞAMPİYONU 2000 ATATÜRK KUPASI ŞAMPİYONU 2002-2003 TÜRKİYE LİGİ ŞAMPİYONLUĞU
BEŞİKTAŞIMIZ’IN KURUCULARI
Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşeni), Osman Paşazade Mehmet Şamil (Osmanoğlu), Hüseyin Bereket, Kadızade Nazım Nazif (Ander) ve 20’ye yakın genç Beşiktaş'ın ilk kurucularıdır. Kurucuların ortak özellikleri Kafkas kökenli olmalarıdır. Ahmet ve Mehmet Ali Fetgeri kardeşler, Gürcistan tahtına kadar yükselmiş, Batum civarından göç etmiş bir soydan gelmektedirler. Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket, Dağıstan aslanı Şeyh Şamil’in soyundan gelmektedirler.
YENİ LİG’İN KURULUŞU
O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.
SAVAŞ YILLARI
Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle sağ kalan sporcular semte ve Kulübe dönmeye başladı. Futbol Şubesi'nin kurucusu Şeref Bey de Romanya cephesinden geri döndü. İstanbul'da düşman işgalinin olduğu yıllarda çeşitli sıkıntılar çekildi. Daha önce bir kilisenin binasına taşınan kulüp malzemelerinin bir kısmı Rumlar'ın elinde yağma olmaktan kurtarılıp, Akaretler'de başka bir binaya nakledildi. Bir taraftan düşmanla yapılan Milli Mücadele'ye yardım edildi. Diğer taraftan da futbol takımı Şeref Bey tarafından tekrar güçlü hale getirildi.
(Fotoğraf: Fuat Balkan (uzun boylu) ve büyük kardeşi Fethi Balkan Paşa askeri üniforma ile...)
BEŞİKTAŞ VE FUTBOL
Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da, 1910’ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos’unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldı. Beşiktaşlı gençlerin kurduğu futbol takımlarını tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen Şeref Bey’in girişimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beşiktaş’a katıldı. Bu şekilde Futbol Şubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete başladı.
Resul, Rıdvan, Behzat, Doktor Sabri, Şair Kazım, Sadi (Baltalimanı), Doktor Mehmet, Asım, Şeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluşan ilk futbol takımının malzemelerinin masraflarını da İpekçi İhsan isimli bir sporsever karşıladı. Birinci takımın yanı sıra ikinci, üçüncü, dördüncü takımlarını da kuran futbol şubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarını hızlandırdı. Böylece futbol Beşiktaş’ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı’nın ardından Dünya Savaşı’nın da başlamasıyla Beşiktaş’ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.
KARA KARTALLAR EFSANESİ
Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.
Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.
Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur.
| 9月10日 Ziyaretçi Haritası
Msn de dinliyorum..!
  
Aslı astarı olmayan iddialarla olayı başka yerlere çekmeye çalışmayın.
Bırakın da üzüntümüzü yaşayalım.
BAŞIMIZ SAĞOLSUN
Ne güzel yazmıştı Murat Çelik Beşiktaşlılığı anlattığı yazısında..
Beşiktaşlılık ameliyat masasına, üzerine Siyah-Beyazlı formasını giyip uzanmaktır. Beşiktaş "son arzu"dur. O forma da, yeri ve zamanı geldiğinde "kefen"...
Beşiktaş nesilden nesle taşınan bir "yaşam biçimi", bir "hayat anlayışı"dır. O forma da "kutsal emanet"...
Murat'a Çelik'e bir eklemede bulunayım: Ben Beşiktaşlıyım demekle Beşiktaşlı olunmaz. "Beşiktaş" ve "bırakıyorum" kelimeleri yanyana gelmez.
Ve ben de ilan ediyorum: Ben Beşiktaş'ı tutmuyorum!
Çünkü ben Beşiktaş-lı-yım.
Beşiktaşlı olmakla Beşiktaş'ı tutmak ayrı şeylerdir.
Beşiktaş'ı "tutanlar" bazen bu işi "çok tutarlar" bazense "hiç tutmazlar." "Tutma" kelimesi zaten bu taraftarlığın ne kadar içi boş olduğunu anlatmaya yetiyor bence.
Söyliyeyim, benim gözüm böylelerini hiç tutmaz.
Şimdi kimin neyi tuttuğunu bir kenara bırakalım ve Beşiktaş'ı bırakanları masaya yatıralım.
Son günlerde bazı köşe sahibi yazarlar zor bir dönemeçten geçen Beşiktaş'ı artık "tutmadıklarını" ilan ettiler. Kimileri Beşiktaş üyelik kartını bir kenara koydu, kimileri açık açık söyledi ben artık Beşiktaş'ı "tutmuyorum" diye..
Bunlar içinde yıllar yılı Beşiktaş'tan geçinenler olduğu gibi Beşiktaş'ı gerçekten sevip de kafası karışanlar da var..
Peki ama bu yaptıkları ne kadar doğru? Gerçekten bir duruş mu sergiliyorlar?
Ben buna inanmıyorum. Beşiktaş'ı "tutan", "bırakan" ya da bir şekilde eleştiren gerçek Beşiktaşlı yazarlara soruyorum:
Alaattin Çakıcı'nın yurt dışına kaçırılması gazetelerde 8 sütuna manşet yapılıp Fenerbahçeli Sedat Peker'in futbolcu menajeri Olgun Aydın vasıtasıyla futbol dünyasına müdahalelerde bulunduğu iddiasının aynı şekilde yer bulmamasını niçin eleştirmiyorsunuz?
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski altyapı koordinatöru armatör Tahir Kıran'ın, bir işadamından 250 bin dolar haraç alınmasına aracılık ettiği iddası niçin aynı büyüklükte görülmüyor? Bunları neden sorgulamıyorsunuz?
Aynı şahsın Rüştü Rençber'e kulüp tesislerinde saldıran İbrahim Gümüştekin’i Fenerbahçe Kulübü’ne üye yaptığı es geçiliyor? Alaattin Çakıcı'nın Beşiktaş'tan ihraç edilmesi neden sessiz sedasız geçiliyor?
Beşiktaşlı olduğunu söyleyen ve bir duruş sergilediğini iddia eden yazarlar bunları da dile getirmeli. Bunları yapamayan Beşiktaş'ın adını da anmamalı.
Çakıcı'nın Sinan Engin'le ilişkisini hiçbirimiz onaylamıyoruz. Hepimiz kaçan şampiyonluktan çok buna üzüldük.
Ama Beşiktaşlı yazar, Kara Kartal'ın iki ezeli rakibini 4 maçta gol yemeden yenerek, hakem hatalarına rağmen maçlar kazanarak elde ettiği 100. yıl şampiyonluğunu mafya babaları sayesinde kazanmadığını haykırmalı.
Beşiktaş bugün Türkiye liglerinde 12 şampiyonluk elde etmiş ve şampiyonlukta üçüncü sırada kalmıştır. Beşiktaşlı yazar, Galatasaray'ın 8-0'lık Ankaragücü maçıyla kazandığı averaj şampiyonluğunu, Fenerbahçe'nin geçen sene nasıl kazandığını herkesin gördüğü şampiyonluğu masaya yatırmalı.
Beşiktaş 13 defa lig ikincisi oldu. 25 sene zirvede kaldı, şerefli ikincilikler söylemine sahip bir kulüp olmayı tercih etti. Bunu yazın.
Merkez Hakem Kurulu'nun sistematik tırpanını, çok konuştuğu, hakemleri, Türk futbolunda dönen dolapları deşifre ettiği için sürgün edilen Lucescu'ya yapılanları yazın.
Beşiktaş'ın simgesi, yükseklerde yalnız uçmayı seven Kartal'dır. Yalnızlığa, zorluklara dayanamayacaksanız "Beşiktaşlıyım" demeyin.
Ve unutmayın:
Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı doğulur!
Geçenlerde Beşiktaş Sandığımı Açtım; Geçmişteki Günlere Hasretle..''Yaşar mıyım acaba 100. yıldaki çoşkuyu ? '' düşüncesiyLe..
Tek tek sayfaları okudum...En ince ayrıntısına kadar saatlerce..Pascal'ıma baktım,İlhan'ıma Baktım...''Heyt Be..'' dedim.. ''Ne Günlerdi..'' Günümüzle ozaman arasında 3-4 sene olmasına rağmen; Beşiktaş'a gurbet kadar hasret kaldığımızı anladım.Beşiktaş'a Derken; Gerçek Beşiktaş Ruhuna;Tıpkı Yüzüncü Yılımızda Olduğu Gibi. Yüzüncü Yıldaki Bütünlüğü düşününce gözümde Ankara'da oynanan Gençlerbirliği maçı geldi ''Hani Şu Kaan Dobranın Frikikden Gönderdiği Füze.. ''
Golden önce frikik kullanılırken ''oooOoooooOoo'' sesleriyle inliyor Ankara; Ve Kaan Dobra Sağ Alta Gönderiyor Topu o uzak mesafeden.. Coşmuş olan kale arkası golün gelişini film gibi izliyor ve kendinden geçiyor.O Karmaşa da Gözüme Birşey Takılıyor;'' Kalenin Tam Arkasında Tribunle Saha Arasında Görevli Bir Çevik Kuvvet Havalara Zıplıyor Sevincinden...'' ve aklıma Birkez daha Geliyor;Beşiktaş'ın Halkın Takımı Olduğu ve Sevgisinin Görev-Mekan-Zaman tanımadığı.
Dedim ya; Devam Ediyorum sandığı karıştırmaya;Altlardan Bayrağım Çıkıyor;Konvoyda 2 Motorsikletin Arasına Gerdiğimiz Beyazı Beşiktaşın Asaletini,Şerefini,Saf Güzelliğini Temsil Ediyor..Ütülenmiş Güzelce Katlanmış ve Baba Mirası Gibi sandığı Konulmuş...Tıpkı evlatlara miras bırakılacağı gibi..Bayrağın Yanından Nostalji Formam Çıkıyor ve Bir an gözlerimi kapatıp hayal ediyorum; ''Allah;Bir Gün Evlatlarım Dünyaya Geldiğinde Onlara Bu Formayı Elimle Giydirmeyi Nasip Ederse; O An Belki de bu satırları hatırlayıp göz yaşlarıma hakim olabilecek miyim?'' diye soruyorum için için.. ve kimilerince anlamsız,hiçbir kazancı olmayan bu ''sevda'' bile diyemediğim garip duyguya yavaş yavaş anlam vermeye başlıyorum...tarifsizliklerin içersinde..Fakat Anlatmaya dilimin gücü yetmiyor ki; yüreğimin kudreti gerekli..onun da konuşma yetkisi yok.. Ama sessiz sessiz haykırıyor;Hepinizin Haykırdığı gibi ''Siyah-Beyaz'' cümlelerle bana birşeyler anlatmak istiyor...Belki de yaşama amacın diyor..kimbilir belki de?
Beşiktaşlılığı düşünüyorum; Hiç Tanımadığım,ilk kez gördüğüm bir adama golden sonra sarılışımı;yenilgiden sonra omzuna yaslanışımı.Belki de pop tan hoşlanıyor ben arabeskden belki de o acı seviyor ben tatlı. belki de o sıcak seviyor ben soğuk...tüm bu zıtlıklara rağmen öyle büyük bir zıtlık var ki ; bizleri ortak kılıyor: Siyah ve Beyaz..
Karakartallar;Hepiniz Sağlıcakla Kalın;
Yaşam tarzi oldugunu anlamak, Onsuz yapılamayacağını kabullenmek, Huzuru onda aramak, En zor anlarda yanında onu aramak, Yagmurda,camurda,gunesli havada,karli havada onunla sevinip,onunla uzulmek Soguk havada,onun askiyla isinmak Hayatin anlamini o formalarda aramak, Hayatin her senesinde,her gununde onu dusunmek, Bir hayati onun yoluna adamak, Surekli onun icin biseyler yapmaya calismak, Yapamiyorsan,kalben herseyini ona vermek, Bir Allaha bir ona,boylesine baglanmak ve Hayatin dogrusunu,yanlisini o sahada bulmaya calismak...
Bu cumlelerin bir ortak paydasi var. "BEŞİKTAŞLILIK" Kucuklukten baslayan bir tutku. Gun gectikce buyuyen bir ask. Onunla yatip,kalkmak. Onunla yasamak,hayatinin her saniyesinde dusunmek. Ve Olumunde bile,mezarinda bile,onun bi yerlerde olmasi gerektigini dusunmek... Budur ask. Budur Besiktas. Budur "BEŞİKTAŞK" Hayatta SEN Hayatin her devresinde SEN Herseyde SEN Hayatin her detayinda SEN Her yasta,her gunde SEN Hatta ve hatta Her Saniyede SEN
Seni Sevmiyorum Ben !
varlığımı bilmesende..
kalbimin siyah-beyaz renginin gözlerimle yasama tarzına dönüsmesinden haberdar dâhi olmasan da hâlâ.. sensiz, seni yasıorum ben !
sensizliğin icinde seninle kayboluyoruz !
kücücük ellerim, kalem dahi tutamazken kalbime kocaman kazımıstım adını !
seni sevmedim ben !
sampiyonlukların deil, yenildiğinde ki formama sarılısım huzurlandırır beni !
kupaların deil, ugruna döktügüm göz yaslarım bile mutlu eder beni !
seni sevmiyorum ben !
boynumda ki siyah-beyaz atkının, ruhumda ki kıvılcımı ısıtır beni !
hic yalnız deilim ben !
yürüdühüm bu yollarda hep yanımda AŞK'ım !
yalnızlığımı dilimde mırıldandığım beşiktAŞK'ım yırtar !
isyana dönüsen AŞK'ım yırtar sessizlihimi !
bak..
adresi kayıp mektuplar bile yazıyoruz..
gönderenide kalbim, alıcısıda kalbim !
siyahında ki matemimi tebessümüm olan beyazın teselli eder !
seni sevmiyorum ben !
seninle, sensizliğin icinde kayboluyoruz !
Seni Sevmiyorum Ben !
varlığımı bilmesende..
kalbimin siyah-beyaz renginin gözlerimle yasama tarzına dönüsmesinden haberdar dâhi olmasan da hâlâ.. sensiz, seni yasıorum ben !
sensizliğin icinde seninle kayboluyoruz !
kücücük ellerim, kalem dahi tutamazken kalbime kocaman kazımıstım adını !
seni sevmedim ben !
sampiyonlukların deil, yenildiğinde ki formama sarılısım huzurlandırır beni !
kupaların deil, ugruna döktügüm göz yaslarım bile mutlu eder beni !
seni sevmiyorum ben !
boynumda ki siyah-beyaz atkının, ruhumda ki kıvılcımı ısıtır beni !
hic yalnız deilim ben !
yürüdühüm bu yollarda hep yanımda AŞK'ım !
yalnızlığımı dilimde mırıldandığım beşiktAŞK'ım yırtar !
isyana dönüsen AŞK'ım yırtar sessizlihimi !
bak..
adresi kayıp mektuplar bile yazıyoruz..
gönderenide kalbim, alıcısıda kalbim !
siyahında ki matemimi tebessümüm olan beyazın teselli eder !
seni sevmiyorum ben !
seninle, sensizliğin icinde kayboluyoruz !
Aslolan Hayatsa ;
HAYATTA BEŞİKTAŞ'tır ..!
her beyaz günün 'bam baska' parıltısı..
her siyah günün en parlak beyazı..
öyle bi'sevdadır ki bu anlatıLamaz, anlanamaz.. iliklerimize kadar islenmis !
öyle bi'umuttur ki bu tarifi imkansız.. beyazında kaybolan !
bi'isyandır ki BEŞİKTAŞ'ım, kücücük kalbimize sıhmayacak sekilde kazınmıs ..!
sevmeyi gecmisiz, varsın elalem seve dursun.. biz yasıyoruz ..!
biz farklıyız.. biz yaşıyoruz, yaşatıyoruz !
biz farklıyız.. biz saf bi'kara sevdanın, en samimi delikanlılarıyız !
biz.. beşiktAŞIĞIYIZ ..!
yokluk siyahsa, varlık beyazdır !
ben siyahsam, sen beyaz !
gözyaşım siyahsa, tebessümüm beyazdır !
hayat siyahsa, umut beyazdır !
gerçek siyahsa, hayaller beyazdır !
yok uLan yalnız ölmek ..!
ter temiz, bem beyaz kefenimle, ruhumun siyah'ı bütünlesir.. YİNE SİYAH-BEYAZ ölürüz ..!
velhasil..
aslolan hayatsa; hayat SİYAH-BEYAZ'dır !
ve bu nedenledir ki..
HAYATTA BEŞİKTAŞ'tır ..!
Sevmeler Yetmiyor !
kücükük ellerimin oyunlarında ki inatsın..
ilk okulda ; dile gelip konusamayan kalbimden gecen ilk AŞK'ım , orta okulda defterimin icinde ki en güzel yazısın..
lise cahlarımda ; sıra mı 'en güzel' yapansın..
simdilerde ; bu yüregimde ki agırlıksın !
AŞK dedikleri sey bambaska boyutlara bürünür dolmabahce semalarında ..!
umut dedikleri bambaska yeserir İnönü'mün tozlu koltuklarında..
isyanım baska haykırır kapalımın ortasında..
sevdam bambaska ıslanır açığımda , yağmurun altında !
bu diller sevdana haykırıslardan usanmıyor..
bu eller yaz yaza AŞK'ını anlatmayı bitiremior..
bu gözlerden sevdana isyanlar eksik olmuyor..
bu yürek , bu sevdayı kaldıramıyor ulan !
'SEVİYORUM !' demek anlatmaya yetmiyor !
kap kara !
bi' deplasman otobusunde umuda yol almak..
bi' atkıyla nice isyanlara yelken acmak..
bi' formayla gururlanmak..
beyaz gülerken , siyah ağlamak..
belik de en güzeli ; 'sensizlikte , sevdamdan bi' sen yaratıp , seni yasamak/yasatmak !
tüm münzeviliklere rağmen siyah-beyaz icin tribünde kol kola haykırmak !
tribünde umuda akan ilk gözyası anlatılamaz , sevdana ilk haykırısın tadına doyum olmaz..
inönü'ye safak saymanın , safakların icinde kaybolurken seni aramanın , tarifi imkansız hayallere kosmanın anlamı kap kara bi' sevdanın , gözü kara delikanlılarının yüreğinde gizlidir !
genclihin en güzel dönemlerinde , cantada ki en güzel defterlere besteler yazdıran yürein icinde ki sevda anlanamaz !
dünleri baharlara katıp , kıs dolu yarınlara mektuplar yazıorum , buda benim kavgam !
bi' rüzgara kapılmısız ki ; gözümüz sevdamız gibi kara , yürehimiz isyanımız gibi gebe umutlara !
bu yarınlara atılan adımların sağlamlığı yüreğimizden geliyor , arkamıza alıp yürüdüğümüz sevdamızdan geliyor !
bu yürek seni ve sevdasını ; okyanusun ortasında kaybolan bi' kayık gibi görüor..
sevdam yüreğime sığmıyor , bu adresi kayıp mektuplar , bu umutlar , bu dünler , gelecek yarınlar , bu isyanlar seni anlatmaya yetmiyor !
herşeyim misin bilmiyorum ama..
herşeyimdesin !
ben hâlâ bekliyorum !
ben hic sadece bi'tutku icin ağlayan insan tanımadım..
ve hic bi'insanın bi'tutku icin ciğerleri patlarcasına bağıracağına, onunla gülüp hüzünleneceğine, onunla yaşayacağına inanmadım..!
hic bi'tutku icin gurbet ellerden taraftarına mesaj yollayan insan görmedim..
hic görmedim bi'tutku icin yemesinden-icmesinden kısanı..
ve hic göremeyeceğim bi'tutku icin şampiyonlukları ilkelerine tercih edenleri..
ama ben geri istiyorum..!
birlikte güldüğümü istiyorum..!
uğruna ağladığımı istiyorum..!
döktüğüm gözyaşlarının sebebini istiyorum ulan..!
sokaklara yazdığımım isyanımı, sırama kazıdığım sevdamı istiyorum..!
babamdan alıp oğluma devredeceğim kültürümü istiyorum..!
adımı istiyorum ulan..!
sebeplerimi istiyorum..!
ben istiyorum, yeniden ağlamak istiyorum..!
ama onunla onun icin ağlamak istiyorum..!
onun üzerinden para calısmaya kazanan serefsizlere prim vermek istemiyorum..!
o şekilde şampiyon olmak istemiyorum..!
ben ADIMLA AĞLAMAK İSTİYORUM ULAN..!
kardeşime anlattığım AŞKIMI istiyorum..!
farkımı istiyorum, ilkelerimi istiyorum..!
karşıma aldıklarıma sunduğum sebepleri istiyorum..!
ŞAMPİYON OLAMADIĞIMDA Kİ GURURUMU İSTİYORUM ULAN..!
ÖZÜMÜ İSTİYORUM..!
AŞKIMI İSTİYORUM ULAN..!
onunla şampiyonluk değil..
onsuz şerefli ikincilikleri istiyorum..!
ŞEREFLİ İKİNCİLİKLERİMİN AMACINI İSTİYORUM ULAN..!
n'olur birisi şu başımıza dadanan cola turka illeti icin bu bi'şakaydı desin.. LÜTFEN..!
n'olur birisi gelip uyandırsın beni, bu bi'rüyaydı desin..!
Kabus'ta olsa yalandı desin..!
ben hâla bekliyorum beni uyandıracakları..
LÜTFEN..!
birisi uyandırsın beni, geri versin kopardıklarını..!
|
|
|
|